#iyikidogdun #behcetnecatigil 

"Sevgileri yarinlara biraktiniz
Cekingen, tutuk, saygili.
Butun yakinlariniz
Sizi yanlis tanidi.

Bitmeyen isler yuzunden 
(Siz boyle olsun istemezdiniz)
Bir bakis bile yeterken anlatmaya her seyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldi.

Siz genis zamanlar umuyordunuz
Cirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi soylemek.
Yillarin telaslarda bu kadar cabuk
Gececegi akliniza gelmezdi.

Gizli bahcenizde
Acan cicekler vardi,
Gecelerde ve yalniz.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadi.”

#iyikidogdun #behcetnecatigil

"Sevgileri yarinlara biraktiniz
Cekingen, tutuk, saygili.
Butun yakinlariniz
Sizi yanlis tanidi.

Bitmeyen isler yuzunden
(Siz boyle olsun istemezdiniz)
Bir bakis bile yeterken anlatmaya her seyi
Kalbinizi dolduran duygular
Kalbinizde kaldi.

Siz genis zamanlar umuyordunuz
Cirkindi dar vakitlerde bir sevgiyi soylemek.
Yillarin telaslarda bu kadar cabuk
Gececegi akliniza gelmezdi.

Gizli bahcenizde
Acan cicekler vardi,
Gecelerde ve yalniz.
Vermeye az buldunuz
Yahut vaktiniz olmadi.”

Bakarsın aklına gelirim

olmaz ya, olur da bir kedi görürsen tek ayağını kaybetmiş, topallayan; bir kadın olur ya orada hani olmaz ama olur ya onu sarmalayan,
bakarsın aklına gelirim.

olur da, gemiler artık ötmez, o televizyon programı bir daha yayınlanmaz, sakladığım kültablasını bulursun, onu kaldırırken yerine,
hani olmaz ama olur ya
bakarsın aklına gelirim.

bir gün sana biri dejavusundan bahseder, ya da olmaz ama hani olur ya benim gibi her dokunuşunda gıdıklanan biri çıkar karşına, kim bilir belki dokunamazsın ama;
bakarsın aklına gelirim.

hastalanırsan bir gün, mutfağa kadar gidemeyecek kadar halsiz olursan; yardım eden(ler)in derse ki nane limon yapayım, ve az koyarlarsa balını,
hani olmaz ama olur ya,
bakarsın aklına gelirim.

dolaptaki meyvelerin çürümeye başlamadan yemek istediğinde, pudra şekeri arayıp da bulamazsan; o paket hiç beklemediğin bir yerde karşına çıkarsa
hani olmaz ama olur ya,
bakarsın aklına gelirim.

her hafta tıraş makinanı eline aldığında
ve zorlanırken eşitlemekte favorilerini,
derin nefeslerle musluğu açarken,
hani olmaz ama olur ya,
bakarsın aklına gelirim.

kumandayı bıraktığın yerde bulmaya başlarsan;
musluğundan su damlamıyorsa artık,
bulaşıklar günlerdir makinanın içindeyse,
kahvaltın hala bıraktığın yerdeyse,
eve geldiğinde bir gün, değil yemek yemek, televizyonu açacak halin olmazsa;
hani olmaz ama olur ya,
bakarsın aklına gelirim.

canın birdenbire dünyanın en sağlıksız yemeklerini yemek istediğinde;
uyanık olmak için en sağlıksız olan saatlerin birinde,
"ama şimdi telefonu kim alacak oradan" diyerek üşendiğinde,
geceleri susuzluktan uyanıp da kolunu bile kaldıramayacak kadar prangalandığında yatağa,
hani olmaz ama olur ya,
bakarsın aklına gelirim.

gün gelip de birini tanıyıp,
gözyaşlarını silecek kadar yakınına oturduğunda;
hıçkırıklarını sayıp, “yapabileceğim tek şey sarılmak” diyeceğin anda;
hani olmaz ama olur ya,
bakarsın aklına gelirim.

yedek anahtarının var olduğunu bile unuttuğun,
piyanonu da gitarını da yalnızca kendin için çalmaya başladığını fark ettiğin;
kahkahanı kendi kendine attığın;
yastığa sarılıp uyuduğun;
yorganı üzerinden atıp uyandığın;
sabahın hangi saatinde gözünü açtığını bilmediğin;
sırtını duvara döndüğün anda;
hani olmaz ama olur ya,
bakarsın aklına gelirim.

annen ne yemek istediğini sorduğunda;
gözlemeleri gereğinden fazla yapmaya başladığında;
dolaptaki yemeklerin artık bit(e)meden yenilerinin geldiğini anlamaya başladığında;
aynı bardağı üçüncü gün de kullanmaya devam ettiğinde;
kalan yemek artıklarını kendi tabağından kediye yedirdiğin anda;
ve de kavanozların içinden turşu çıktığında;
hani olmaz ama olur ya,
bakarsın aklına gelirim.

birini çok sevebileceğini hissettiğin anda;
dokunduğunda “hissediyorum” demeye başladığında;
aynada izlediğinde kendini;
kahvaltı hazırlamaya başladığında;
sinemaya gitmeye başlayıp eve koşarak döndüğünde;
aç mı, tok mu, üşüyor mu, iyileşti mi, uyuyor mu, rahat mı, mutlu mu, diye merak etmeye başladığında;
buluştuğunuz anda yüzün gülmeye başladığında;
gözünün içine bakarak onun ne kadar güzel, ne kadar sevilmeye ve tanınmaya değer bir kadın olduğunu anlattığında;
onu tanımak için aç, mutsuzluğunuza sebep olacak her şeye de oldukça tok olduğun anda;
hani olmaz ama olur ya,
bakarsın aklına gelirim.


aklından gitmeyeyim.

Bugun insan nasil konusarak anlasamaz dedim, ardindan da sunu okudum: askin sozcuklerle tam olarak ifade edilememesi sorunu, Oteki’nin buna uygun bir yanit verememesi sorunuyla kol kola gider. (Sozub aska dair basarisizligindan bahsederken, La Rochefoucauld’nun, insanlar ancak ask hakkinda konusabildiklerinde asik olurlar seklindeki meshur deyisini de unutmamali. Sozun disinda ask diye bir sey yoktur.) #kaygiuzerine #askkaygilari #renatasalecl

Bugun insan nasil konusarak anlasamaz dedim, ardindan da sunu okudum: askin sozcuklerle tam olarak ifade edilememesi sorunu, Oteki’nin buna uygun bir yanit verememesi sorunuyla kol kola gider. (Sozub aska dair basarisizligindan bahsederken, La Rochefoucauld’nun, insanlar ancak ask hakkinda konusabildiklerinde asik olurlar seklindeki meshur deyisini de unutmamali. Sozun disinda ask diye bir sey yoktur.) #kaygiuzerine #askkaygilari #renatasalecl

Bazı düşünceler oturduğunuz yerde konumunuzu hepten değiştirmenizi sağlar.
— Enis Batur.
Bir kolyede inciler değil, önemli olan onları birleştiren iptir.
— Flaubert.

Günaydın ruhum. 

Dün öptüğünü bugün görmeyeceksin.

Günaydın.

İstedim, hep istedim,
Sen iste derdim, iste yeter ki
Vereyim.
Her istediğimi verdim
Arttım, fazlalaştım,
Eksikli yaşamaktan.
— Didem Madak.
Tags: didem madak
Onu sevmeyi bir tutku haline dönüştürüyorum. Bu sevgide tüm sevgilerim, sevebilme gücüm var. Gelecekteki sevgileri de yaşar gibiyim. Geçmiştekileri de.
— Tezer Özlü.
Yaşam, mutlak tutkularla dolu. Yaşamı sevmekle birlikte ölüme alışmak da büyüyor, gelişiyor. Güzellikler kazanıyor. Bu sevgiyi nasıl rahatlıkla uğurluyorsam, yaşamı da o denli rahat, o denli güzel uğurlamalı. Sevgilerimi doyumla devretmeliyim. Esintilerin yumuşaklığı, Akdeniz yağmurunun yoğunluğu gibi.
— Tezer Özlü.
Genç bir kızım. Ölü gövdemin güzel görünmesi için gün boyu hazırlık yapıyorum. Sanki güzel bir ölü gövdeyle öç almak istediğim insanlar var. Karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar, halılar, müzikler, öğretmenler var. Karşı çıkmak istediğim kurallar var. Bir haykırış! Küçük dünyanız sizin olsun. Bir haykırış! Sessizce yatağa dönüyorum. Ölümü ve yokluğu uzun süre düşünmeye zaman kalmıyor. Şimdi gözümün önündeki görüntüler renkli kırları andırıyor. Korkacak bir şey yok. Kırlarda koşuyorum. Sanki bir deniz kentinde yaşamıyorum. Hep kırlar. Esintiyle birlikte eğilen otlar arasında bir başımayım. Birazdan ölüm beni alacak.
— Tezer Özlü.
Ölüm düşüncesi izliyor beni. Gece gündüz kendimi öldürmeyi düşünüyorum. Bunun belli bir nedeni yok. Yaşansa da olur, yaşanmasa da. Bir kaygı yalnız. Beni, kendimi öldürmeyi denemeye iten bir kaygı.
— Tezer Özlü.
"O yaz gunu, Sirkeci Gar’inda Gunk’u gecirirken insani ve erkegi ogrenmenin bu denli guc oldugunu hic bilmiyorum. Erkegi ogrenmek icin, cok erkek tankmak gerektigini de bilmiyorum. Mutlulugun, insanin kendi kendisiyle hosnut olmasiyla baslayacagini da bilmiyorum." #tezerozlu #cocuklugunsogukgeceleri

"O yaz gunu, Sirkeci Gar’inda Gunk’u gecirirken insani ve erkegi ogrenmenin bu denli guc oldugunu hic bilmiyorum. Erkegi ogrenmek icin, cok erkek tankmak gerektigini de bilmiyorum. Mutlulugun, insanin kendi kendisiyle hosnut olmasiyla baslayacagini da bilmiyorum." #tezerozlu #cocuklugunsogukgeceleri

"Hic de, belirli bir insan uzerinde toplanmiyor bu sevgi. Toprak altindaki solucanlardan, gokyuzunde yuksekliklere tirmanan ve gerilerinde bulutlardan yollar birakan ucaklardan da oteye gidiyor." #tezerozlu #cocuklugunsogukgeceleri

"Hic de, belirli bir insan uzerinde toplanmiyor bu sevgi. Toprak altindaki solucanlardan, gokyuzunde yuksekliklere tirmanan ve gerilerinde bulutlardan yollar birakan ucaklardan da oteye gidiyor." #tezerozlu #cocuklugunsogukgeceleri

Ben demiştim ki, lütfen demiştim, beni aptal yerine koyma demiştim.

Gelebilirsin, geldiğin gibi de gidebilirsin,

kimse kimseye temiz gelmiyor, yıkanırız yağmurlarda demiştim.

Sabaha kadar saçlarını okşadım.

Çünkü onun saçları sabaha kadar okşanır.

Lütfen, dedim odada izleyelim erken kalkmalıyım. Ben uzandım yatağa, o da benim karnıma doğru koydu başını. Saçlarını okşadım, durdum. Televizyonda kanlı savaş sahneleri. Elim durdukça gülümseyerek, uyudun mu, diye sordu. Nefesleri derinleştikçe, uyudun mu diye fısıldadım.

Ne ara uyuduk, ne ara sarıldık birbirimize ya da ne ara uyandım hiç hatırlamıyorum.

Ben bu adamın gözlerini en çok sabahları, yeni uyandığında seviyorum.

Ensesine yapışmış saçlarının arasına burnumu dayamayı, köprücük kemiğindeki kokuyu çok seviyorum.

Heyecanımı dindirmesini; dur sana bir şarkı çalayım bile demeden eline gitarı alıp, piyanonun başına geçip bana şarkı söylemesini seviyorum.

Benim sarmaşık olmaya yüz tutan sorunlarımı; daha  ben sarmalamaya kalkmadan sakince gülerek karşılamasını seviyorum.

"Nasıl istersen"lerini, uyumlu "hayır"larını, başta itici bulduğum; ama her gün acıktığım kötü esprilerini de seviyorum.

Sevdiğini söyleyememesini; çiçek alıp da elime tutuşturup bir şey söylemeden öylece durmasını seviyorum.

Hiçbir şey söylemene gerek yok, diyorum. Sen bana turşu bul yeter.

Ben çokça uyku paylaşmışımdır; ama çıkan şu şimdi ruhumun analizinden:

Göğsünde uyuduğum adamlarda hep bir şey aradım; bir şey bulduklarımı hep göğsümde uyuttum ben.